top of page

Sanatçı Sibel Karaduman ile Söyleşi

Benim için sanat, kendini keşfetmektir, hissetmektir, fark etmektir, mutlu olmaktır, yaşamın kendisidir. Yani insana dokunmanın, gelişimine katkıda bulunmanın bir yoludur.


Bize kendinizden bahseder misiniz?


Ankara doğumluyum. Çocukluğum, öğrencilik yıllarım ve iş hayatım Ankara’da geçti. Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi, İstatistik bölümü mezunuyum. İki kamu kuruluşunda Bilgisayar programcısı olarak görev yaptım.


Resim tutkumun yanı sıra aynı zamanda bir doğa tutkunuyum. Doğa İnsan İşbirliği Derneği, Doğayı Duyanlar Doğa Sporları Kulubü Derneği, Sırça Yaşamlar Derneği olmak üzere üç derneğin etkinliklerinde aktif olarak yer aldım. Ağrı¸ Erciyes, Musa Dağları gibi zirve tırmanışlarım, ayrıca su altı dünyasına olan merakımdan dolayı dalış brövem de bulunmaktadır. Bana göre kazandığımız bütün deneyimler bir diğerine yansıyandır. Resim çalışmalarımda bu deneyimlerimden faydalandım.


Bununla birlikte ressam ve sanat eğitmeni olan Svetlana İnaç’la desen, doku, renk, perspektif, ışık gibi konularda çalıştım. 1990-2023 yılları arasında yurt içi ve yurt dışında karma sergilere katıldım ve yurt içinde kişisel sergilerim oldu. Halen Ankara’da resim çalışmalarıma devam etmekteyim.


Resme olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?


Resim sanatına duyduğum ilgi için bir tarih veremeyeceğim, çünkü bu ilgim hep vardı. Bilinçli olarak merakımın ne zaman başladığını söylemem gerekirse üniversite yılları diyebilirim. Okulu bitirip, çalışma hayatına başladığımda, eğer başka bir şey yapmaz isem iş hayatında tek tip besleneceğimi fark ettiğim an ilgi duyduğum resimle daha sıkı ilişki içinde olmaya karar verdim. Buna tarih olarak 90’lı yıllar diyebilirim.


Nihayetinde de çalışma hayatımı sonlandırdığım 2015 yılından itibaren bu ilgi, sevgi ve istekle büyüyerek devam etmekte.


Resimlerinizde neleri anlatıyorsunuz ve nelerden ilham alıyorsunuz?


Şu anda doğayı tanıyan, doğada yaşamayı bilen, yaşamları doğa ile iç içe geçmiş “Kızılderililerin” yaşam biçimleri ve portreleri olmak üzere belli bir tema üzerinde çalışıyorum. Resimlerimde genel olarak, renkler, dokular, desenler ile hissettiğim duyguyu yansıtmaya çalışıyorum.


Bana göre ilham, hissedişle başlıyor, düşüncelerin duyguların yoğun olduğu anda üretime yol açıyor, bunun sonucunda yeni bir ürün ortaya çıkıyor.


Bu akışın sanatın her dalında böyle olduğunu düşünüyorum. Yaşamı da bir sanat olarak görüyorum, bu akış günlük yaşamımızı da kapsıyor.


İlhamı yakalayabilmenin yolu, yaşamın koşturmacasından kendimizi çekip çıkarabilmekten, yaşamı ve yaşadığımızı hissedebilmekten geçiyor. Benim ilham kaynağım, yaşadıklarım, yaşamak istediklerim, kısacası yaşamın kendisidir.


Bir işin üretim süreci nasıl başlar? İşlerinizin üretim sürecini anlatır mısınız?


Resim sürecini, yazılım geliştirme sürecine benzetiyorum. Resim üretim sürecinde , program yazarmış gibi önce kavramsal tasarımlar, arkasından detayları düşünüyorum. Yapmak istediğim resim önce beynimde gerçekleşiyor, algoritmasını oluşturuyorum, sonrasında bu oluşum kâğıt ya da tuval üzerinde yerlerini buluyor. Bir başka deyişle, öncelikle ilgi duyduğum konu üzerinde düşünmeye başlıyorum, yani her şey düşüncede başlıyor.


Arkasından konu her ne ise sorgulama, araştırma, okuma bütün bunların sonucunda oluşan duygu ile eser tuvalde yerini alıyor. Süreç bu şekilde tamamlanıyor ancak şunu da eklemek isterim. Resim tek başına yapılan bir süreç gibi olsa da, aslında çevremizin, yaşadıklarımızın, düşüncelerimizin vs. bizdeki etkilerini kapsar.


Bu sürecin bütününe bakarsak geniş kitleleri kapsayan bir olgudur diyebiliriz. O nedenle çalışma sırasında, benim düşünce ve deneyimimden farklı birinin görüşlerini alıp, bu görüşleri de kendi içimde değerlendirerek bakış açımı genişletmekten hoşlanırım.


Bu süreçte zaman zaman arkadaşlarımla konuşma fırsatı yakalasam da, eserlerim üzerinde eleştirileri veya fikirleri ile ablam Gülsel Karaduman da üretim sürecime katkı sağlamaktadır. Onu da burada anmak isterim.


Kendinizi hangi sanat akımına daha yakın hissediyorsunuz?


Işık, renk ile duyguyu yansıttığımı düşünüyorum, İzlenimcilik akımı da, sanatçıda oluşan düşünce ve duygunun yansıması ile ışık ve renkten kaynaklanan görsellik üzerinde durur. Bu nedenle kendimi izlenimcilik ya da diğer bir adıyla empresyonizm akımına yakın hissediyorum.



Sizce sanat kim için ya da ne içindir?


Bilindiği gibi bu konu büyük bir tartışma konusudur. Şu kadarını söyleyeyim sanat insan içindir. İnsanın yaşamında, farklı bakış açıları kazanması, gelişimi, hayatın rutininden çıkması ve mutlu olması içindir.


Sizi etkileyen veya beğenerek izlediğiniz sanatçılar kimlerdir? Çağdaş sanatçılardan sevdiğiniz, takip ettiğiniz isimler var mı?


Yurt içinde ve Yurt dışında çok fazla beğeni ile takip ettiğim sanatçılar var. Daha sık izlediğim şu isimleri verebilirim; Harley Brown, Howard Terpning, Joe Kronenberg ve Svetlana İnaç


Malzeme ve eser arasındaki ilişkiyi nasıl yorumluyorsunuz?


Yağlı boya ve karakalem çalışıyorum. Yağlı boyada, renkler ve oluşan dokunun eserde yarattığı etkiye hayran kalırken, karakalemde de tonlamalar beni büyülüyor. Malzeme kullanımı ve etkisi açısından ikisinin de tadı çok farklı.


Pandemi süreci size ve işlerinize nasıl yansıdı?


Pandemi süreci, istemediğimiz bir sürü olumsuz etkinin yanında, kendi kendimize kalabilme fırsatı yakalayabildiğimiz bir dönem oldu. Evde kapalı kalınca daha çok okuyabilme ve araştırma yapabilme fırsatını yakalamış oldum. Bu durum resim çalışmalarıma yansıdı ve üretkenliğimi artırdı.


Bu dönemde doğada olamamanın özlemini çok hissettim. Bu hissediş doğada, doğayla uyum içinde yaşayan, yaşamları doğa ile içiçe geçmiş olan Kızılderililerin (native American people) yaşam biçimlerini merak etmeme vesile oldu ve onlarla ilgili araştırmalar yaptım. Kızılderililerin yaşamını nasıl anlatırım sorusuyla bu tema üzerinde çalışmaya başladım ve hala aynı konu üzerinde çalışıyorum.


Pandemi sürecindeki üretkenlik sonucunda 2022 yılı benim için resimle dolu dolu geçen bir yıl oldu. Yıl boyunca bu dönem sayesinde üretilen eserlerim yurt içi ve yurt dışında karma sergilerde yer aldı. Bu süreçteki çalışmalarım 2023 yılına kadar uzandı diyebilirim. O dönemde oluşturduğum altyapı aynı konu üzerinden kişisel sergimi açmama da katkıda bulundu.


Sanat eserlerinin online satışı hakkında ne düşünüyorsun?


Online sergiler, eserin orijinalinin etkisini yansıtamayabilir, izleyenler eserin aktarmak istediği hissi yakalayamayabilirler ve bu bir dezavantaj olabilir. Ancak çok resim görmüş kişilerin dijital ortamda da resmi yine hissedebileceğini düşünüyorum. Bunun yanı sıra online sergi, çok daha fazla izleyiciye zaman kısıtlaması olmaksızın sergiyi daha rahat izleme fırsatını sağlar. Bunu da bir avantaj olarak değerlendiriyorum.


Sanatçı – koleksiyoner ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?


Koleksiyonerleri sanatı ve sanatçıyı destekleyen kişiler olarak yorumluyorum. Sanatçının sanatını devam ettirmesinde en büyük desteği koleksiyonerler veriyorlar.


Hem günümüze hem tarihe baktığımızda da sanat ve sanatçı açısından koleksiyonerin rolünün önemi fark ediliyor.


Sanatı nasıl tanımlarsınız? Sizin için sanat nedir?


Benim için sanat, kendini keşfetmektir, hissetmektir, fark etmektir, mutlu olmaktır, yaşamın kendisidir. Yani insana dokunmanın, gelişimine katkıda bulunmanın bir yoludur.

Yaşamın döngüsüdür sanat. Yaşam ve sanat iç içe geçmiştir. Bu bakış açısıyla baktığınızda gören, duyan olursunuz. Tabii ki hissetmek ve hissettiklerimizi fark ederek tuvale ya da notalara dökebilir ya da bir heykeltıraş gibi eserlerinize yansıtabilirsiniz. Önce yaşamı hissetmek gerekiyor. O zaman o döngüyü görüyor ve aktarıyorsunuz ve sonuçta insanlara umudu, sevgiyi hissettiriyorsunuz. Yaşamı sevmeli, “yaşamı seven sanatı sever “ diyelim.



Geleceğe dair planlarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?


Resim benim yaşam biçimim oldu. Yurt içi ve yurt dışında sergiler devam edecek zaten bu doğrultuda çalışmalarıma devam ediyorum.


Şöyle bir hayalim var ve sizinle paylaşmak istiyorum. Kızılderililere ulaşmak, onlarla konuşmak ve doğayı onların gözünden anlatmak, böylece hem kendime hem izleyiciye farklı bakış açısı sunmak. Şu an düşünce aşamasında olan bu projemi gerçekleştirmek niyetiyle yoluma devam diyorum.


Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?


Ben sanatın hangi dalı olursa olsun insanlara iyi geldiğine , onları bulundukları yerden bambaşka yerlere taşıdığına, geliştirip büyüttüğüne inanıyorum.


Mustafa Kemal Atatürk şöyle demiş;


“Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.”

Bu sözün üzerine “yaşamımızdan sanat eksik olmasın” diyorum.


Bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum.


Katıldığı Sergiler:


1990-2007 yılları arasında DSİ Sergi Salonu’nda Ankara 6 karma sergi


2011- 2014 yılları arasında ÖTE Sanat Galerisinde Ankara 2 kişisel sergi


2015-2018 yılları arasında Sevgi Sanat Galerisi Ankara 2 karma sergi


2022 (23 Mayıs-1 Haziran) Galerie D’art La Vision İstanbul Inspiration karma sergi


2022 (20-23 Temmuz) Galerie D’art La Vision Bodrum Rainbow karma sergi


2022 (1-20 Ağustos) Patan Art Gallery 5. Online Seçki karma sergi


2022 (8 Eylül- 8 Ekim) Fouart Gallery Fransa_Paris Magie D’Istanbul karma sergi


2022 (3-6 Kasım) Art Thessaloniki International Contemporary Art Fair


2023 (7-12 Şubat) Ankara Rahmi M. Koç Müzesi Museum “Yaşama Saygı” Solo Sergisi


Eserler:










121 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page